İçeriğe geç

GÜN AYSIN

Tüm insanlık için aynı anlama gelen ve sık kullanılan bazı kelimeler, cümleler ve öğretiler vardır. Bunlardan en temel ve geneli selamlaşma biçimi ve nezaket kurallarına uyma alışkanlığı çerçevesinde güne başlarken, günü sonlandırırken selam verebilmek amacıyla kullanılan günaydın, tünaydın, iyi geceler gibi zaman kavramına konulan adlar. Her uyandığımızda başta kendimize sonra çevremizdekilere günaydın diyerek günü yaşamaya başlarız. Güneşin karanlığı sonlandırmasına verdiğimiz bu günaydın kelimesi gözlere aydınlık olmasının yanında gönüllere de aydınlık olsun diye çalışıp çırpınırız. İnsanın yaşam amacında hiç bir zaman karanlıklar yoktur ve bizler hiç bir zaman bir karanlığın hayalini kurmayız. Yanınızda yakınınızda her kim varsa hayallerini sorduğunuzda verilen tüm cevaplar aydınlık ve ferahtır. Tıpkı güneşin gün ayması gibi. Bazı sabahlar güneş karanlığın önüne geçse de içimizde karanlıktan hiç uyanmayız. Bazı sabahlar camdaki perdeyi açıp güneşe kucak açamayız. Bazı sabahlar günün ayması bize mutluluk vermez; kaygı verir, endişe verir, hüzün verir. Bu bazı sabahların inşasını hep içimizdeki güneşi çocukça ”kıskananlar” gerçekleştirir. Kıskanmak diyorum çünkü kıskanmak yalnızca karakteri henüz inşa edilmemiş öğrenim sürecindeki çocuklarımızın eylemidir. Aklı ergin kimseler imrenir. Kişilerin kıskanıp içinde bulunduğu durumu daima değiştirme çabasına bürünmez. İmrenen aklı ergin kişiler, diğer kişilerin içinde bulunduğu durumu değiştirme çabasına bürünmek yerine geliştirme çabası içine girerler.  Sahip olduğumuz ailenin yaşam koşullarından, sahip olduğumuz devletimizin demokrasi anlayışına kadar günümüzün ışığını kıskanan kimseler hayatımızda daima var olacaktır. İşte kişilerin karakter serüveni tam olarak burada başlar. Yapılan yanlışları, izlenen yanlış yolları, yaşanan hataları üzülecek ve yerinde kalıp durmaya vesile olacak durumlar olarak görmek yerine yaşanan tüm olumsuzluklardan ders çıkarmayı ve bu olumsuzluklara baş kaldırmayı öğrendiğimiz noktada kişiliğimizi ve karakterimizi bir nevi duruşumuzu inşa etmeye başlarız. Nefes almak nasıl bir yaşama tutunma savaşı ise direnmek ve zorluklara karşı baş kaldırmak, yenilgiyi inkar etmek yerine sebeplerini araştırıp bu sebepleri iyileştirmekte yaşamın bir parçası haline gelmek için en önemli unsurlardır. Karakterin oluşması için kabullenme edimi kişinin hayatından çıkarılmalıdır. İçinde bulunulan durumdan duyulan memnuniyetle, içinde bulunulan durumda kendine sunulan fakat yeterli olmayan varlık yada olaylara karşı duyulan memnuniyet asla aynı değildir. Bu örneklerden biri mutlu ve karakterini oluşturmuş ve bir kimliğe sahip olabilme edimini yakalayan insan olmanın sırrı iken diğeri karakter ve kimliğini henüz oluşturamamış çaresiz insan olmanın temelidir. Çaresizlik kabullenmenin sonucudur. İnsanın en büyük yaşam amacı daha iyi olana ulaşmak için çabalamak olmalıdır. Çünkü insan bilmelidir ki en doğal ve temel ihtiyaç olan selamlaşmada kullanılan günaydın kelimesi yalnızca güneşi selamlamak için kullanılmamalı, içindeki anlam derinliğini tüm hayatında hissederek yaşamalıdır.  Unutmamalı ki hayatı olduğu gibi kabullenmek yerine  daha iyisi için çabaladığımız müddetçe her şey çok güzel olacak…

Tarih:İçimdekiler NET

2 Yorum

  1. feylozoff feylozoff

    Eş anlamlıdır diye bildiğimizden, sık sık bir biri yerine kullandığımız kelimelerin anlamlarını yazılarınızda çok güzel açıklıyorsunuz. Tebrik ederim.

    • Şeymanur Gündoğdu Şeymanur Gündoğdu

      Duygulara dokunabiliyorsak ne ala.. Çok teşekkür ederim..

  2. Anonim Anonim

    Visitor Rating: 5 Stars

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir