İçeriğe geç

Biz Çocukken..

Çocukken hayat daha kolaydı. Özellikle de konu mutlu olmak olduğunda. İnsanlarla tanışıyor, yeni yerler keşfediyor, ve tüm dünyayı fethedebilecek kadar güçlü olduğumuza inanıyorduk. Her şey çok daha kolay, her şey çok daha çözümlenebilirdi. Sorun ve problem hayatımızda yoktu. Varsa da biz yok sayıyorduk. Hepimiz büyüyünce dünyanın en güzel yerlerinde yaşayacak, en iyi okullarında okuyacak ve harika arabalara binecektik. Günlüğümüze yazdığımız her şey gerçek olacaktı. İlk aşkımız ile evlenecek bir sürü çocuk sahibi olup kocaman bahçesi olan evimizde kahkahalar ile yaşayacaktık. Hayaller, parlak, çarpıcı renklerde yaşayacaktı. Hayat sizindi. İçinde bulunduğunuz an ve bulunacağınız tüm zamanlar sizindi ve siz nasıl isterseniz öyle olacaktı. Çocuk olmak bir insana verilebilecek en büyük ödüldü. En kötü şartlarda yetişen çocuğun bile hayallerinde kurduğu yaşamak istediği dünya kocaman ve görkemliydi. Hiç bir çocuk hayallerinde kendine kötü bir hayat inşa etmezdi ve hiç bir çocuk engelleri aşamayacağını ve her şeye mantıklı bir neden aramasına gerek kalacağını düşünmezdi. Sebep, neden, niçin ve nasıl yoktu. Hayal vardı, mükemmellik vardı ve daima kazanan taraf bizlerdik. Çocukluk dünyadaki cennetti. Sana o an alınmayacağını bilsen de bir gün ona sahip olacağına emin olduğun oyuncaktı. Canını sıkan durumlarda bir damla göz yaşın ile dünyaları önünde bulabilirdin. Bir çikolata sana her şeyi unuttururken bir paket jelibon en görkemli siteden en lüks daireyi satın alabilmek kadar mühimdi. Çocuk olmanın en ince nüansı şuydu. Küçük şeylerin değeri inanılmaz büyüklükteydi. İşte hayat ondan güzeldi. Parayla satın alınabilecek kadar küçük şeylere sahip olmak paranın erişemeyeceği kadar görkemli bir yaşantıya anahtar olurcasına mutluluk vericiydi. Tek derdin annenin elmalı kurabiye yapmak için verdiği sözü tutacağı günü beklemek ve 10 parmakla 28 günü saymaya çalışmaktı. Ay sonu, ay başı, maaş günü gibi kavramları sadece istenen elbiseyi, kalemi, kokulu silgiyi almak için beklenen zaman kavramlarıydı. Zaman demişken çocukken zaman kavramı da farklıydı. İçinde yaşanmışlıklar yerine yenilen çikolatanın üzerinde çizgi film karakteri olan alüminyum folyodan olup tırnakla düzeltilerek günlük arasında saklanan paketlerin sayısı ve cipsten çıkan en yenilmez kahramanlı tasoların adedi idi.Çünkü her güne bir cips düşüyordu. 30 tasoya sahip olmak yılbaşına biraz daha yaklaşmak ve ailecek tombala oynamaktı. Hayat küçük detaylarda saklı kocaman bir armağandı. Peki ya şimdi?

Tarih:İçimdekiler NET

İlk Yorumu Siz Yapın

  1. Anonim Anonim

    Visitor Rating: 5 Stars

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir