”Arsız güçlü olunca, haklıyı suçlu çıkartırmış.”

Arsız güçlü olunca, haklıyı suçlu çıkartırmış. Bir mecrada okudum ve hayatımda okuduğum, derin derin düşündüğüm, hayatımda bu cümleye özne yapabildiklerimi düşünerek anlamlandırmaya çalıştığım nacizane bir cümle. Kısaca bayıldım. Bazı cümleler o kadar doğru ki. Harcıyoruz tatlı canlarımızı arsız insanların düşüncesizlikleriyle boğularak. Hayatta her şeyin mantıklı bir açıklaması olduğuna körü körüne inanmışken, kendi doğru ve öğretilerinin bir santim dışına çık(a)mayan bencil insanların oyuncağı olu veriyoruz. Olmayalım. Arsızı güçlü yapmayalım, o çemberde biz varken haklı suçlu çıkmasın, çıkarsa bunu kendimize hakaret sayalım. Şen kahkahalarımız ile uyandığımız sabahları zehir eden, düşüncelerimize saygı duymayan, varlığımıza tüm sadakatiyle tutunmayan hiç bir insana arsız kalma şansı tanımayalım. Tanıdığımız her şansı kendimize atılan bir tokat ilan edelim. En sonunda ağlamak yerine en başında küçük kalp kırıklıklarıyla kalalım.

Hayatta hiç bir şeyin kendimizden değerli olmadığını unutmayalım, sevginin önünde hiç bir engelin duramayacağının kesinliğini, kendimizde sevdiğimiz o mükemmel değerli hissetme duygusunu hiçe sayanların noksanlıklarının acısının kurbanı olmayalım. Kolayca sile bilelim mesela. Sadakat duygusunu, karşılığında sadakat olarak geri alabildiğimiz kimselere sunalım. Bu kadar polyanna olmayalım, acımasız olmak doğru zaman, doğru yer ve doğru insana uygulandığında beraberinde adaleti ve mutluluğu getirir unutmayalım. Karşımızdaki sadakat yoksunu insanlara acıyarak, aslında kendimizin acınacak sonunu hazırladığımızı unutmayalım. Hayat bir ağaç, bizlerse o ağacın kökleri. Meyve verebilmek için, toprağımıza sımsıkı bir güç ile tutunabilmek için; kokumuzla hafızalara kazınıp, görüntümüzle görkem yarattığımız bir silüet olabilmek için arsızı güçlü yapmayalım asla.

İstekleri asla bitmeyen, beklentisi göklerden yerlere dinmeyen insanların kuklası olmayalım. Evrende gücüne sonsuz inandığımız bir terazi varken önümüze taş olan detaylara takılmayalım. O taşı alıp en yakın denize atalım, bir daha o taşı hiç ama hiç görmeyelim. Hayatımıza bizden beklentisi varlığımızı mutlu idame ettirmemiz olan kimselerle, sırtımızda yük olmak yerine arkamızda dağ olanlarla devam edelim. Ve ve ve ve en önemlisi nerede çok mutlu hissediyorsak orada olalım, kimlerle kahkaha atıyorsak oralara gidelim, hangi parfüm en güzel kokuyorsa onu sıkalım, mutfakta en sevdiğimiz yemeği şarkılar eşliğinde coşkuyla yapalım. Yemeklere tat, gönüllere neşe olalım ama kimseye dert olmayalım. Güzel olalım, mutlu olalım, güçlü olalım; olalım ki arsıza güçlü olma cüretini asla vermeyelim. Lakin hayat yalnızca böyle güzel hal alır.

 

Sending
User Review
5 (1 vote)

Lütfen yorumunuzu belirtiniz