İçeriğe geç

Kalbini Dosta Açan, Mucizelere de Açar

Dünya birbirini arayan ruhlarla dolu. İki satır konuşabileceğimiz, gülüşün ve hüznün kıvrımlarında birlikte kaybolacağımız sahici insana susamış durumdayız. Göğe aynı aşkla bakabileceğimiz, etten ve kemikten olduğu kadar acıdan ve gerçekten yapılma soylu ruh arkadaşları. Onunla yürürken ve ona yürürken kaybolmaktan korkmadığımız, kalplerini kendimize pusula bellediğimiz, maceramızı yüzlerinde seyrettiğimiz, hayatlarını birbirimize tanık kıldığımız dostlar. Şu kalabalık dünyada ancak birbirimizi iltica etmekle serinlediğimiz yol ehli. Kalbini dosta açan, mucizelere de açar.

Mucizeye ulaşmak için kalbimize merdiven saydığımız, arkamızı her döndüğümüzde aynı yerde aynı güç ile duran dostlar. İnsanın en büyük ihtiyacı yine insan. Nefes alma gücü, ihtiyacı, varlığı, var oluşu. Bir oh çekiştir bir insana sahip olmak. En güzel manzaraya ulaşmak, tatile varmaktır bir dost ile kucaklaşmak. Sahi varlık amacımız neydi? Bu dünyada neden vardık ki… Boş verin, klişe olacak ama bırakalım biz göğe bakalım… Tüm gün bizi izleyen, her hava koşulunda, her memlekette yukarıdan bizi izlemekten asla vazgeçmeyen o ihtişama: göklere… Bir eli tutalım sonrasında, bir eli de arkamıza alalım daima. İkisinden de asla vazgeçmeyelim. İnsanın sahip olduğu bu iki el olmadan ne dünyaya neden geldin, ne de varlık amacın ne sorularına anlamlı bir cevap veremeyiz. Biri bizi başka hiç bir varlığa duymadığımız sevginin bir üst boyutunu yaşatan aşkımız, biri konuşunca sırtımızdaki yükü taşımaya sonsuz gönüllü gücü ve kuvveti arkamızdan asla eksik olmayan dostumuz.

Bir gün olur da hiç kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabilirseniz işte o gün kendinizden korkun.  Yalnız kalmayı ve bir insana ihtiyaç duymadan yaşamayı kabullenmek, daimi yalnızlık kadar korkunçtur. Benim kendimden başka hiç kimseye ihtiyacım yok diyebilme cesaretini kendinizde bulduğunuz an kendinizden çok korkun. Başka bir nefesin varlığına ihtiyaç duymadığınız an kendinizi kaybetmeye başladığınız andır. Sahip olduklarınıza sımsıkı sarılın. Sevginin, aşkın, heyecanın, azmin, başarının en üst seviyelerini sahip olduğunuz iki el ile ulaşın.

 Sevmeye ihtiyaç duymak dünyadaki en anlamlı duygu; sevmek dünyadaki en güzel! Her insan bir saklı kutu, bambaşka bir mucize. Bir insanı sevmek bir kutu daha açmak, bir kutunun daha  mucizelere tanık olmak, bir bilgi daha edinip, bir tecrübe daha kazanmak. Mucizelere inanın demiyorum, mucizelere tanık olmaktan asla vazgeçmeyin.

Tarih:İçimdekiler NET

2 Yorum

  1. Yalnızlık;

    Ne demek? olduğunu,

    Tek başına kalmadan anlayamazsın;

    En basiti;

    – Ben geldim! dedin

    -? Duyduğun ses sadece kendinin!

    – Yemek hazır! dedin, Çay demlendi! dedin,

    -? Kendin yedin!, Kendin içtin!

    – Televizyonda film başladı dedin

    – ? Kendin izledin!

    Kendi çamaşırlarını yıkadın, astın, ütüledin…

    Kendi bulaşıklarını yıkadın, kuruttun, yerleştirdin…

    Kendi evinin camlarını sildin, halılarını yıkadın, eşyalarının tozunu aldın…

    – Ayak altında dolaşma! dedin

    – ? Duyduğun ses sadece kendinin!

    Yalnızlık;

    Soğukluğunu gece olmadan hissedemezsin,

    En basiti;

    -Yine mi tüm yorganı üzerine çektin! diye homurdandın,

    -? Döndün sarılmak için o sıcak vücut yok!

    Kabus gördün, korktun, terden sırılsıklam olarak uyandın, uyandırıp anlatacağın, sana sarılacak, seni telkin edecek nefes hani? Yorganın altına soktun deve kuşu gibi başını!

    Sabah oldu;

    – Günaydın! dedin

    -? Duyduğun sadece yine kendi sesin

    – Ben evden çıkıyorum! dedin

    -? Klik sesi güle güle dedi – Kapıyı kendin kilitledin.

    Yalnızlık;

    Tek başınalık da değil sadece,

    Kalabalık, yabancı da değil, arkadaşlarının arasında kendini bir başına hissetmedin mi hiç!

    http://www.omurokur.com/2013/06/yalnizlik/

  2. Şeymanur Gündoğdu Şeymanur Gündoğdu

    Yalnızlıkta, kalabalık gibi bir o kadar güzel yerine göre.. Benim, Senin, Sizin, Onun, Onların veyahut Bizlerin hayattan ne beklediğine göre değişir. Haz her kişide farklıdır. Bir bardak suyu elden ele gezdirip 10 kişi içmenin keyfinden haz alanlar; bir bardak suyunu kimseyle paylaşmak istemeyen ve daima var olan suyu arttırma çabasıyla yaşayan insanı anlamaz. İki taraf birbirini ömürleri boyunca sadece ve sadece anlamaz. Ama hep bir arzu içinde yaşarlar. Yalnız olan yalnızlığından çok mutludur ama kafasında hep ”Ya kalabalık olsaydım?” ile yaşarken; kalabalık olan kafasında ”Biraz yalnız kalsaydım?” düşüncesinin muhasebesini yapar. Nihayetinde yalnızlıkta bir tercihtir. Kimine haz, kimine hüzün verir..

  3. Anonim Anonim

    Visitor Rating: 5 Stars

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir